Lithescan
  • Anasayfa
Serini Bul
Sign in Sign up
  • Anasayfa
Sign in Sign up
Prev
Next

Confesser - Bölüm 12

  1. Home
  2. Confesser
  3. Bölüm 12
Prev
Next

İrkildiğimde kafamı Yaren’in yanına yaslayıp uyuduğumu fark ettim. Oturduğum yerde doğrulurken belimin tutulmuş olduğunu hissedip yüzümü buruşturdum. Saate baktığımda sabahın erken saatleri olduğunu görünce esneyip ayağa kalktım. Hala uyuyan eşime bakarken pencereye doğru yürüdüm, perdeleri çekip odanın biraz daha loş olmasını sağladım. Koltuğun arkasında kalan yemek masasına ilerledim masanın üzerinde duran telefonumu aldım. Sayısız cevapsız çağrı ve mesaj vardı. Dün gece yaşananların basına sızması zordu ama Alev’in ailesi bir şeyler koparabilme umuduyla bize topyekûn saldıracaklarından emindim. Ablamdan ve diğer arkadaşlarımdan gelen mesajları es geçtim hızla Can’ı aradım. Parmaklarımı ısırırken odadan çıktım, yatak odasına geçip kapıyı araladım. Üçüncü çalıştan sonra telefonum açıldı “Alo?” Can’ın boğuk çıkan sesiyle uyandırdığımı fark etmiştim “Can, neredesin?” Büyük bir esneme sesinden sonra boğuk ses bir kez daha kulaklarıma çarptı “İşyerinin dinlenme odasındayım. Dün gece.. çok fena bir geceydi dostum. Baban herkesi öldürecekti bir daha Rahmi amcayı öyle görmek istemiyorum.” nefes verirken yatağa oturup alnıma masaj yaptım “Dün gece ne oldu? Ben Yaren’in doktoruyla konuşuyordum, babamların yanında değildim. Sadece.. o orospu Yaren’in yanındaydı ve sonra.. haah.. neler oldu?” hala Yaren’e vurduğu eli kıramamış olmamın siniri üzerimdeydi. Bir ara tenhada yakalayıp dövmeyi aklımdan geçiriyordum “Açıkçası sanırım önce başkalarına senin hakkında sadakatsiz ve şerefsiz biri olduğunu söylemiş. Sonrasında ise birden bire kızını hamile bıraktığını, kürtaj parasını bile vermeden onu bir kenara atıp Alev gibi savunmasız kızları yatağa attığını söylemiş.. dostum, kadınlar Alev gibi ‘savunmasızsa’ ben bundan sonra gayim. Ebu cehilin dünyadaki kadın halefi gibi kızı var, bu adamın olaylardan haberi var mı?” Can söylenirken sinirle güldü. Bunun olacağını az çok tahmin edebiliyordum, iç çektim mırıldandım “Babama ne söylediniz?” Birkaç tıkırtıdan sonra hışırtı sesi duydum “Ne olacak? Daha önce dolandırdığı adamlara da benzer şeyi yaptığını ve mahkeme kaydını olduğunu söyleyip davaları gösterdim. Kaldı ki o kadar yüzsüz ve terbiyesizler ki davalık oldukları aileler de o toplantıdaymış. Bu ne cesaret ki böylesine kuyruklu bir yalan atabiliyorlar.. hah! Çok şükür ki bizimle beraber davası olan iki kişi daha bunu teyit edince baban ikna oldu.”

Ailemin tarafındaki işler benim müdahale etmeme gerek kalmadan çözülmüş olması beni az da olsa rahatlatmıştı, geriye sadece Yaren’e bir süre göz kulak olmak kalmıştı. Kafamı hafifçe salladım “Ben birkaç gün işe gelemeyeceğim. Yaren’e.. göz kulak olmam lazım. Acil bir durum olursa online toplantı yapalım olur mu?” Yataktan kalktım, salona doğru ilerledim. Hala uyuyan Yaren’e bakıp uyuduğundan emin olunca buzdolabını açtım. Can’ın tarafından şaşkın bir ses çıktı “Neden bakıcısı gibi duruyorsun ki? Bu olayda suçsuz olduğun herkes tarafından öğrenildi? Bir şey mi oldu?” Dudaklarımı sıktım, buzdolabında hiçbir şey yoktu. Buzdolabını kapatırken fısıldadım “Yaren çok iyi değil. Doktoru da bir süre gözlem altında tutulması gerektiğini söyledi. Umuyorum ki çok uzun sürmeyecek ve.. benden boşanmak isteyen eşimi bir şekilde ikna etmem gerek.” Bu sefer büyük bir ses duydum telefondan “NE! AYRILMAK MI İSTİYOR? YAREN Mİ?” Bağırması kulağımı acıttığında telefonu biraz kulağımdan uzaklaştırdım “Biraz daha bağır, belki sağır sultan duymamıştır.” Özür dilerken mırıldandı “Neden birden bire… yoksa dünkü olaydan mı? Ama bu senin suçun değil ki?” olayı ben de bilmiyordum ve anlamıyordum o yüzden bir şey diyemedim. İkimiz de sesli bir şekilde nefes aldığımızda daha fazla bir şey demeden kabul etti “Sorun değil, ben burayı idare ederim. Dediğin gibi online toplantı da yapabiliriz.” Teşekkür edip telefonu kapattım, elimdeki telefonu sıkıp Yaren’e baktım. Hala sakince uyuyan eşimin yanına ilerledim, kızarmış gözlerini hafifçe süpürdüm. Eğilip alnından öptüm, üzerime eşofman çekip evden dışarı çıktım.

Kahvaltıda neyi sever bilmediğimden gördüğüm her şeyi alıp elimde poşetlerle kapıya varmıştım. Kısa sürmesini planladığım alışveriş beklediğimden uzun sürünce telaşla eve koştum. Kartımı okutup kapının açılmasını sağladıktan sonra içeri girdim. Ev hala sessizdi, ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdiğimde koltukta uzanan birinin olmadığını fark ettim. Elimdeki poşetler mutfak tezgahının yanına bırakırken birden gerildim. Hızla gerime dönüp önce yatak odasına baktım. Yatak odası hala bıraktığım gibiydi, banyoda da biri yoktu. Yaren’in odasına girdiğimde ise ebeveyn banyosunun kapalı olduğunu, su sesinin geldiğini duydum. Kapıya uzanıp kolu indirdiğimde kapının kilitli olduğunu fark ettim. Birden ürperdim, Alper’in dedikleri aklıma geldi ‘intihar etmekten vazgeçmedi sadece öteledi.’ Kapıyı tıklayıp yine açmaya çalıştım “Yaren… yaren?” İki kez ismini seslensem de yanıt alamamıştım. Su akışında da bir fark hissetmeyince kapıya vurmaya başladım “Yaren! Yaren!” Geri çekildim, ne yapacağımı düşünüp etrafıma bakarken kapı bir tık sesiyle açıldı. Kapı aralandığında kıyafetlerini çıkarmış, biraz kapının gerisinde durmuş bana bakıyordu. Hafifçe nefes verirken ellerim ona uzandı “Ben.. ben seni odada göremeyince endişelendim. Ne zaman uyandın?” Yanağına yaklaşan elimden hafif geri çekilip kaçarken elim havada kaldı. İfadesiz yüzle bana baktı kafasını biraz gerisine çevirdi. Küveti dolduran suya bakarken gülümsedim “Ah doğru, dün banyo yapamadın değil mi? Tamam, sen banyonu yap ben kahvaltı için bir şeyler aldım. Bugün işe gitmeyeceğim.” Bir kez daha, sanki elimden kaçmamış gibi uzandım yanağını okşadım. Bana sessizce bakarken ağzını açtı “Kendimi öldürmeyi şu an düşünmüyorum Eymen. İşe gidebilirsin.”

Yanağını seven elim donduğunda elimi tutup indirdi “Sana Alper hoca o ilacı verdi değil mi? Sana ne kadarını anlattı?” Üzerim giyinik olsa bile buz kesmiş hissettim. Ürperti ensemden sırtıma inerken gülümsemem seyirdi elimi tutan elini sıkıca tuttum “Ne diyorsun Yaren? Ne kadar korkunç şeyler söylüyorsun öyle. Alper beyle hiçbir şey konuşmadık, hem o ilaçları ağrı kesici olarak aldım.“ Yaren lafımı kesti “Eymen bana yalan söylemene gerek yok. Alper hocayla ne konuştunuz?” Bir kez daha sorduğunda yüzüne baktım. Boş bakışları kalbimi acıttığında dudaklarım büzüldü “Bir şey konuşmadık diyorum, neden bana inanmıyorsun.. ben.. sen bir şey anlatmadığın sürece kimsenin sözlerine inanmayacağım. Unuttun mu iyi günde kötü günde diye yemin ettik biz.” gözleri yüzümde gezerken elimi tutan eli gevşedi “Hayır Eymen, sen o yemini etmedin ki.” elini tutuşumdan kurtardı “..ben de etmedim. Çünkü bu evlilik sadece birbirimizi koruyan bir şeydi.” Yüzü dünden beri ilk kez bir duyguya bürünmüştü. Acı çeken yüzüne baktığımda kalbimi biri parçalıyormuş gibi hissettim, çaresizce ellerimi ona uzattım ince bedenini kollarımın arasına aldım “Hayır hayır.. ben, o yemini ettim. İnan bana Yaren. Bizim evliliğimiz böyle bir şey değil.. ben seni seviyorum, seni sevdiğim için evlendim ve sana kim zarar verdiyse hepsine bunu ödeteceğim.” Kollarımda duran vücudun sıcaklığını hissetmek için sıkıca sarıldığımda Yaren sadece tutuşumla bana göre hareket etti. Elleri iki yanında salınırken bir şey demedi, boynumda hissettiğim sıcaklığa rağmen çıtı bile çıkmıyordu. Ona sarılmış halde küvete iki adım atıp yaklaştım. Musluğu kapatıp sıcaklığına baktım. Ilık suyun içerisine girmesini sağlayıp küvetin önüne oturdum. Suya sabit bir şekilde bakan Yaren’in yüzünü sevdim, ıslanan gözlerini ılık suyla sildim saçlarını düzgünce toparladım “Benim Yarenim dünyanın en güzel eşi, en güçlüsü ve en sevilesi insanı. Kim ne derse desin, senin ağzından duymadığım sürece benim için hepsi birer vızıltı. Hadi gel, yıkayalım seni. Dün yemekte de bir şey yemedin gözümden kaçtı sanma.” Hafifçe gülümserken kollarından birini tuttum. Elini sertçe geri çektiğinde ona baktım, yaşlı gözleri bana döndü “Eymen, benden boşanman lazım. Ben.. ben sana layık değilim. Lütfen Eymen, lütfen..” yalvarırken elleri yanağıma ulaştı. Gözlerinden akan yaş patır patır suya düştü küçük damlacıklar büyük dalgalar yaptı “Benim bedenim kirli.. ben sadece senin hayatına leke sürecek biriyim.. senden hiçbir şey istemiyorum, sadece boşanalım. Yalvarırım hm?” Yanağımı severken mırıldanıp üst dudağımı öptü. Gözlerim acıyla kısıldığında çaresizce beni öpüp boşanmak istemesi haksızlıktı. Göğsüm sıkışıyor, bunu durdurmak istiyordum. Ellerini tuttum, benden biraz uzaklaşmasını sağladım. Gözlerine bakarken hâlâ çaresizce benden yanıt bekliyordu, kaşlarım havalandı acı bir şekilde mırıldandım “Ben sensiz yapamam. Sensiz nefes alamam Yaren. Yapma, boşanmamıza gerek yok. Sen benim her şeyimsin, asıl ben sana layık değilim.” Elini okşadığımda inanamaz gibi bana bakıp gözleri büyüdü “Ne demek layık değilsin! Bunu sana kim söyledi? Eymen, hayır.. O kadın mı söyledi? Böyle bir şey yok, sen benim için çok iyi birisin.. ben seni kandırdım, ailemden ve geçmişte yaşanan hiçbir şeyi sana anlatmadan evlendik.. benimle evlenmek zorunda değildin ama ben..” hıçkırıkları kelimelerini böldüğünde kafasını iki yana sallayıp yanaklarımı sevdi “Sen bu dünyada sevebileceğim tek kişisin, sevilmeyi en çok hak eden kişisin.. asla böyle söyleme kalbim daha çok kırılır.. sana yalvarıyorum Eymen, madem beni seviyorsun lütfen, lütfen boşa beni.. ben sana daha fazla yük olmak istemiyorum..”

Kelimeleri uyumunu kaybedip sadece sayıklamalara döndüğünden ensesinden tutup kendime yasladım. Sırtını severken başımı başına yaslayıp sakinleşmesini bekledim. Ağlama krizi azalıp yerini ufak hıçkırıklara bıraktığında saçlarını sevdim “Sen bana yük olmuyorsun ve ben de sadece seni sevebilirim. Bana birazcık inan lütfen. Seni bırakmak gibi bir niyetim asla yok Yaren, bunu aklından çıkarma. Yıkan sen ben masayı ayarlayacağım.” Ayrılırken yaşlı gözleriyle bir kez daha bana baktı, burnumun sızladığını hissettim. Gözlerini ve burun kökünü öpüp ayağa kalktım “Dün hiç olmamış gibi davranacağız. Dün olan her şey sadece kötü bir kabustu, rüyadan uyandık o yüzden sadece bana bırak.” Saçlarını sevdim, kapıyı kapatmadan odadan çıktım. Islanan üstümü çıkarırken boğazım kendimi tutmaktan çok acıyordu, şimdiye kadar Yaren’e her zaman iyi bir hayat verdiğimi ve gelecekte de bu böyle olacak diye düşünmüştüm ama.. Yaren hiçbir zaman mutlu değildi. Benimle evliyken acaba bir kez bile kendini değerli hissetti mi merak ettim. Bunu hiç mi hissettirememiştim. “Kahretsin..” yüzümü sıvazladım, yatak odasını üstünkörü toparlayıp kahvaltı masasını hazırladım. Kendi kafamda belirlediğim yarım saat geçince hala gelmeyen Yaren’e bakmak için elimdekiler tezgaha bıraktım. Banyoda hala suyun içinde suya bakan Yaren’i gördüğümde bir şey söyleyemedim. Yatak odasındaki büyük havluyu alıp önüne geldim “Daha fazla küvette kalırsan hasta olacaksın, yıkanman bittiyse çık bakalım.” Başında durup konuştuğumda bana baktı. Sessizce gözlerime baktı, bir şey demeden başını sallayıp ayağa kalktı. Küvetten çıkarken vücudunu havluya sarıp kucağıma aldım, yatak odasına götürüp yatağa bıraktım “Kıyafetlerin neredeydi..” arkamdaki şifonyere döndüğümde kolumdan tutup beni durdurdu. Ona baktığımda gözleri bana yapışmış haldeydi “Ben kendim hallederim, hemen giyinir gelirim..” beni durdurması şifonyerde bir şey olduğu hakkında şüphelenmemi sağlasa da bir şey demedim sessizce kabul edip odadan çıktım.

Mutfak masasına geri döndüğümde orada ne olabileceğini düşündüm, ben kendi düşüncelerim içinde kaybolurken telefonum çaldı arayan kişinin Kaan olduğunu gördüm. Telefonu açıp kulağımla omzum arasında sıkıştırdım “Ne var?” sabah sabah bu çocuğu çekemeyecektim, tersleyerek telefonu açtığımda benim kadar rahatsız bir ses duydum “Sabahın köründe bu ne gerginlik?” alayla dediğine güldüğümde sadece iç çekti “Bugün annem size gelmek istiyor, müsait misiniz? Yaren’i görmek istediğini söyledi onu durduramıyorum da.” Kaan’ın annesi ve o gelirse birkaç saatlik Yaren’i emanet edebilir babamın yanına gidebilirdim. İşimin ne kadar süreceğini düşünürken onayladım “Aslında, benim de ufak bir işim var, babamın yanına gitmem gerek. Eğer sorun olmazsa birkaç saat kalabilir misiniz?” gidip gelmem yaklaşık 2-3 saat olacak şekilde işlerimi halledebilirsem harika olacaktı. Birden arkamdan ayak sesi duyduğumda kafamı çevirdim, saçlarını kurulamış hafif dağınık bir halde toplamış halde odadan çıkmıştı Yaren “Olur, hem annem Yaren’i de çok özlediğini söylemişti. Şu an için dışarı çıkarmayacağım onu ama birkaç gün sonra hastaneye götürmek için dışarı çıkarmak istiyorum.” Kaan’ın endişesini anladığımdan sadece sesle onayladım onu “Tamam o zaman ben öğleden sonra birkaç saatliğine ofise gelirim. Yine haberleşiriz.” İmalı konuşmamı anlayıp telefonu kapattı, Yaren’in elini tutup masaya yönlendirdim “Güzelim işyerinde ufak bir toplantım var, birkaç saat sürecek çok sürmez. Dışarıdan bir şey istiyor musun?” sandalyeye oturturken sorduğumda bir şey demedi, kafasını olumsuz şekilde hafifçe salladı. Yanına oturduğumda masadaki yemeklere bakan Yaren’e ucundan kopardığım poğaçalardan birini ağzına uzattım “Hadi şimdi yemek yiyelim sonra biraz uzanalım.” kendisine uzattığım parçaya baktı, bir şey demeden ağzını hafifçe araladı. Sessiz geçen kahvaltının sonunda Yaren ayaklandı masadakileri yavaş yavaş toparlamaya başladı. Elindeki tabakları alıp havaya kaldırdım “Bugün tüm gün ben sana hizmet edeceğim geç bakalım koltuğa, hiçbir şeye dokunma.” Söylenip eşyaları tezgaha koyarken Yaren beni dinlemeden masaya yeniden yöneldi, koluna uzandığımda elime vurarak itti. Acıyan elimle gözlerim büyüdüğünde bana bakıp irkildi. Kendisi de şaşırmış duruyordu, bir şey demek için ağzını açtığında gözleri doldu. Yanaklarını tuttum “Bir şey olmadı elim acımadı ağlama ama..” akan gözyaşlarını silerken yanaklarını öptüm, arkasında kalan sandalyeye oturmasını sağladım. Elimi tutup ağlıyor, özür dileyip duruyordu. Bu kadar dengesiz ruh halinde olduğunu ilk kez görüyordum. Bir an çok katı ve umursamazken birden çocuk gibi ağlıyordu. Telaşla dizlerimin üzerine çöküp önünde durdum, usul usul ağlıyor elimi öpüp kısık tonda özür diliyordu. Ellerini tutup yanağıma bastırdım koyu kahve gözleri bana döndü “Ağlamana gerek yok Yaren, ben sana seslenmediğim için korktun. Bak elimde iz bile yok neden özür dileyip ağlıyorsun.. susuz kalacaksın neden sabahtan beri ağlıyorsun..” yaşları silerken kendi kendime mırıldandım sen ağladığında ne yapacağımı bilemedim.

Yüzünü elime yaslayıp gözlerini yumdu dudaklarını sımsıkı bastırdı “Ben korktuğum için şey oldu, bir anda bana uzandığını görünce ondan vurdum.. lütfen affet beni bir daha vurmayacağım.. sana demiştim, ben sana layık değilim lütfen benden nefret etme..” “Tamam.. ben kızmadım ki sana, sende mi toplamak istemiştin.. seni dinlemeden kendi kafama göre bir şeyler söylediğim için ben de özür dilerim. Hadi daha ağlama, beraber toplayalım olur mu?” Huyuna gidip konuştuğumda çocuk gibi gözlerini silip kafasını salladı. İç çekişi bile inanılmaz sevilesiydi, uzanıp dudaklarını öptüğümde gözlerini sımsıkı kapatıp açmıştı. Sırıtıp bir kez daha öptüğümde kızmış gibi bakıp dudaklarını büzdü “Dudaklarını ısırıp bitirmeden önce işe koyulalım. Ben eşyaları getiririm..” benim yönlendirmemle görev dağılımı yaptık, bulaşıkları hızlıca Yaren yıkarken ben de odalardaki dağınıklığı toparladım. Daha sonrasında koltukta uzanmamız için laptopumu bir yastık ve ince bir örtü alıp koltuğun üzerine bıraktım. Saate baktığımda Kaan’ın bana mesaj attığı saate 2 saat kadar olduğunu gördüm. Yaren’in de işini bitirdiğini görünce tek başına bir yerde durmasına izin vermeden bileğine yapışıp kendimle beraber sürükledim. Önce ben koltuğa otururken onu bacak arama çektim, sırtını göğsüme yaslamasını sağlayıp getirdiğim ince örtüyü üzerimize serdim. Omuzlarına sıkıca sarılırken yanağımı yanağına sürtüp kokusunu içime çektim “Seninle izlememi istediğin animasyonu şimdi izleyelim mi?” Mırıldanıp laptopu Yaren’in kucağına bıraktım. Sabırla ne yapacağını beklerken bilgisayarın kapağını kapattı, yanımızda duran kumandayı elime verip sırtını televizyona doğru döndü. Bir şey demeden üzerimde uzanıp gözlerini kapattığında bir şey yapmak istemediğini anlamıştım. Onu daha fazla zorlamak istemedim, kısık sesle televizyonu açtım koltukta iyice uzanıp Yaren’i üzerimde daha iyi uzanmasını sağladım. Gözleri bir süre koltuğun desenlerine takılı kaldı fakat çok geçmeden gözlerini kırpıştırıp tamamen kapattı. Sık aldığı nefesler azaldı, daha derin ve uzun nefeslere yerini bıraktığında ensesini sevdim. Tepki almadığımda iç çekip sıkıca sarıldım. Nasıl bir konuşma başlatmalıyım onu bile bilmiyordum, olaylardan kaçarak elime bir şey geçmeyeceğini bilsem de onu üzecek hiçbir konu hakkında konuşmak istemiyordum. Elbette, benden bir şeyleri gizlemiş olması beni kırmıştı fakat bu durumda.. sanırım ben de olsam aynısını yapardım. Bu yüzden bile kızamıyordum. Tüm dünya ona sırtını dönmüş gibiydi, tek başına kimseye güvenmeden bunca sene yaşamıştı. Şimdi de hiç ummadığı ve istemediği bir zamanda en büyük acıları kabak gibi ortaya çıkmıştı. Kim bilir ne kadar çaba harcadı bunları atlatmak için..
Düşüncelerim her yöne gitti, ailesini kaybetmiş Yaren’in acaba benim ailem yanında kendisini hiç yabancı hissedip hissetmediği olsun geçmişte erkeklerle yaşadığı kötü olaylardan sonra bana kendini nasıl açtığını da düşündüm. Onu birçok kez zorlamış olabileceğimi düşündüğümde ürperdim. İstemediği bir şey yapmış olmam, o şerefsizlerden hiçbir farkımın kalmadığının kanıtıydı ya Yaren de beni onlar gibi görüyorsa? Ya sırf bu yüzden bana güvenmeyi reddedip sürekli beni itiyorsa.. kafamı iki yana salladım, Alper de Kaan’da açıkça Yaren’in bana çok güvendiğini söyledi. Kendime olan güvenim eksilerde olduğundan Yaren’in bana ne kadar güvendiğini kestiremiyordum. Şu an kollarımda huzurlu muydu, kendisini garip hissetmiyor mu? Ben onu açıkça aldattığımı söylediğinde canı hiç mi yanmadı, neden beni affetti.. Yaren’den almayı beklediğim birçok cevap vardı ama benim sormaya ne hakkım ne de cesaretim vardı. Kollarımdaki küçük bedeni daha sıkı sarıp sarıldım, iyice yukarı çekerken saçlarını öpüp durdum. Alacağım cevaplar ne olursa olsun, beni ne kadar reddetse de benden ne kadar uzaklaşmak istese de Yaren’i bırakmak gibi bir niyetim asla yoktu, olamazdı da. Onu buna ikna edemezsem neler yapabileceğimi kestiremiyordum. Birden kollarımda kıpırdanıp kaşları çatıldı. Acı çeker gibi inlediğinde omuzlarını ve sırtını okşayıp iyi şeyler fısıldadım kulağına. Biraz biraz azalan kıpırdanması yerini tekrar huzurlu bir uykuya bıraktığında Yaren’in yüzünü izledim gerekirse seni eve hapsederim ama.. seni bırakmam. Dışarıdaki tüm kötü şeylerden seni koruyacağım…

Telefonuma gelen bildirimle yanımdaki masadan telefonumu aldım, bildirimleri kaydırıp baktım. Mehmet amcadan kısa bir onay mesajını gördüğümde içim rahatladı. Babamla konuştuktan sonra birçok şey daha kolay olacaktı, inanıyorum. Benimle beraber ailem de onu ikna edecektir. Yaren’in saçlarını öpüp dururken haberlere baktım, çok şükür ki ne Yaren ne de benim hakkımda haber çıkmamıştı. Herhangi bir şey var mı diye aramayı açtım sitelere göz atarken Can’dan bir mesaj bildirisi geldi “bu piçler bizimle dalga mı geçiyorlar?” Ekle beraber gelen mesaja tıkladığımda basına hazırlanan bir makale karşıma çıktı, hızlıca okuduğumda sinirle güldüm büyük aileler arasını karıştıran kadın? Bu makalenin atıf kime olduğu olayı bilenlerin anlayacağı şekildeydi. Kaşlarım çatıldı, fotoğrafı Kaan’a ilettim. Annesinin Yaren’in yasal varisi olduğundan hakkında çıkacak haberlerle ilgilendiğini söylediğinden bununla da ilgileneceğinden emindim. Can ile yayınlamaya hazırlanan kişiyi araştırması konusunda konuşurken Kaan’dan yanıt hızlı geldi “için rahat olsun, az önce dava ettik.” Teşekkür ederken Can’a avukatlardan birini bu işle ilgilenmesi için ayarlamasını da istedim. Telefonumu alnıma koydum, derin bir iç çektim. Bundan sonra nasıl davranmalıydım ne yapmalıyım hiçbir fikrim yok. Bir süre Yaren ile uzandıktan sonra titreyen telefonumla irkildim “yola çıktık size gelmemiz 40 dakikayı bulur.” Kaan’dan gelen mesaja bakıp telefonu kenara bıraktım. Yaren’in terli yüzüne baktığımda yüzünün hala sıkıntılı olduğunu gördüm. “Yaren.. tatlım, uyanmalısın..” omzunu hafif sarsıp adını seslendiğimde irkilip gözleri hızla açıldı. Birkaç saniyelik beklemeden sonra doğrulup çevresine baktı. Hafif hızlı olan nefesi yavaşladı, alnının silerken bana döndü. Onunla beraber koltukta doğrulup saçlarını yüzünden toparlayıp kulağının arkasına sıkıştırdım “Birazdan benim çıkmam gerekecek, bir de misafirimiz gelecek onlarla ilgilenir misin?” Yaren bana bakarken soru sorar gibi baktı yüzüme “Kim geliyor?” Soruyu sorarken temkinliydi, gülümseyip elini tutup parmaklarını öptüm “Kaan geliyor, sana vermek istediği bir şey varmış. Onunla beraber biraz kal olur mu? Çok sürmez 2-3 saate geri dönerim.” Elimdeki eli hafif titreyip elimi tuttu, usulca kafasını salladı. Kollarındaki sargıların kaydığını fark ettiğimde kollarını kendime çektim “Bunları da düzeltelim, baksana baya bir kaymış..” kendi kendime mırıldanırken ellerini çekip üzerindeki pijamanın uzun kollarıyla saklamaya çalıştı kollarını “Ben sonra ilgilenirim.. sen hazırlanmayacak mısın?” Kısık boğuk sesine karşılık duraksadım onu çok mu zorluyorum acaba? İstemediği bir şey yapmak istemesem de tek başına kollarını sarması zor olacaktı, biraz daha üzerine gitmeye karar verdim “İki kolun da sarılı tek başına yapman zor olur. Hem krem de sürmemiz lazım. Bırakta yardım edeyim olmaz mı? Sence bunu yapamam mı…” üzgün bir yüzle sorduğumda telaş yapıp ellerimi tuttu “Hayır hayır, bana şey.. bana yardım etmek zorunda değilsin ve bunu görmene gerek yok diye dedim ben.”
Kararsız da olsa konuşmanın yönü benim lehime olunca beni tutan elleri sıkıca tuttum “O zaman ben de yardım edeyim olur değil mi?” Hala üzgün bir bakış atarken gözlerime bakan Yaren pes edip sesli bir nefes verdi “Peki, lütfen bana yardım et..” ufak zaferimi içimde kutlarken hızla ayağa kalktım.

İnce örtüyü Yaren’in bacaklarına sererken alnında öpüp laptopu masaya bıraktım “O zaman hemen ilkyardım kutusunu getireyim, bekle beni..” telaşla Yaren’in odasına gidip dün gece Alper’in aldığı bezi, kremi, pamuğu ve tentürdiyotu alıp Yaren’i bıraktığım salona geri döndüm. Uslu bir şekilde beni beklemesi kalbimi eritti, masanın üzerine eşyaları bırakırken kollarını bana tereddütle uzatmasını bekledim. Uzanmış kollara bakıp bileklerini öptüm “Bu kadar ince miydi bileklerin senin? Neyse, bugün şirkette işim çok sürmeyecek ve bu hafta izinli olucam. Dışarıdan bir şey istiyor musun?” Sol kolundaki sargıyı açtığımda karşıma iyotla turuncumsu renk almış kolu çıktı. İlacı temizlemem gerektiğini düşünüp ayaklandığımda Yaren bana soran gözlerle baktı “Neden bu hafta işe gitmiyorsun ki? Dedim ya sana böyle bir şey-“ lafını dinlemeden ayağa kalkıp banyoya girdim. Bir kez daha intihar kelimesini duymak istemiyordum, çenemi sıksam da gevşettim derin nefesler alıp bir el havlusunu ıslatıp odaya geri geçtim. Onun yüzüne bakmadan karşısındaki masanın üzerine oturup kolunu nazikçe tuttum, ilacın yayıldığı yeri nazikçe silerken acıyla nefes alsa da bir şey söylemedi Yaren. Yarayı ve çevresini sildiğimde gözlerimi kaldırıp Yaren’in yüzüne baktım. Acıyla sessizce savaşması canımı sıkmıştı, tuttuğum bileğini hafifçe sıktım “Kötü sözler söyleyip durma ve canın yanıyorsa söylemelisin. Çok acıdı mı?” Kolunu okşarken sorduğumda kafasını iki yana salladı, kesinlikle acısını içinde yaşamak istiyordu. Onun bu kararına saygı duymam gerektiğini bildiğimden bir şey demedim, taze yarasına baktığımda derisinin soyulmuş olup yer yer kızıl pembe kanla kaplı olduğunu gördüm. Çok şükür ki çok derin değildi, sadece kremi sürüp bir kez daha sarmam yetecekti. Kremi hafifçe sıktım, parmak uçlarımla yayarken elini kaçırmaya çalıştı. Refleks olarak sıkıca bileğini tuttuğumda acıyla inledi, yüzüne bakıp elimi gevşettiğimde yüzünün terlediğini gözlerinin yaşardığını fark ettim. Birden böyle bir şeyi yapabilecek gücümün olmadığını hissedip ellerimi çektiğimde bana baktı Yaren. Nasıl bir bakış verdim bilmiyorum ama karşılığında bıraktığım eli beni tuttu kararsızlıkla bana bakarken ağzını açtı “Gazlı bezle sarman lazım..” sözleriyle kendime gelip kafamı yavaşça salladım, daha fazla canını yakmamak için elimden geldiğince nazikçe sargısını sarıp sağ kolunu da temizleyip yeni sargısını sardım. Canını yakmış olmak beni rahatsız hissettirdiğinden bir şey demeden dağılan ilacı ve bezi katlayıp poşetin içerisine koydum, gözlerim yerde Yaren’in karşısında oturdum. Ona destek olacağımı söylemiş olsam da bunu yapabilecek miydim.. kendime olan güvenimin azaldığını hissederken elleri dizime kondu, gözlerim ona döndü “Giyinmen lazım Eymen, Kaan birazdan gelir. Hemen geleceksin değil mi?” Bana soran gözlerle bakarken hafifçe gülümseyerek başımı salladım. Beceriksizce olsa da yanında duracaktım, buna karar vermiştim. Yaren’in daha fazla kendisine zarar vermesine izin vermeyecektim. “Mm, hemen geleceğim. Bir şey istiyor musun?” Yüzünün yanındaki saç tutamını kulağının arkasına sıkıştırıp kulak memesini okşadım. Kafası iki yana sallandı, gözlerime bakıp bir şey söylemekle söylememe arasında kaldığını fark ettim. Yine boşanma ya da benzeri kelimeler ağzından çıkacağını düşünüp hemen ayaklandım “Saate bak, gerçekten de hemen giyinmem gerekiyor.. Kaan geleceğinden eve bir şeyler sipariş etmek istemez misin? Kredi kartım sendeydi değil mi? Bir şey istemekten çekinmeyin.”

Yanağını severken kafasını usluca salladı ayağa kalkıp yatak odasına ilerledim. Biraz daha günlük bir takım giyinip odadan çıktığımda Yaren benim laptopumu yemek masasının üzerine koyup mutfak tarafında bir şeyler yapıyordu. Kravatımı biraz daha sıktıktan sonra arkasından biraz yaklaştım “Ben çıkıyorum şimdi..” sözüm bitmeden kapı çaldığında ikimiz de kapıya baktık. Yaren’in yüzüne baktığımda endişeli bir ifadesi vardı, nazikçe gülümseme verip kapıya yöneldim. Güvenlikten gelen aramayı yanıtlayıp gelen kişileri onayladıktan sonra mutfağın girişinden bana doğru baktı Yaren. Kayıp bir çocuk gibi bakarken gülümsedim “Neden orada duruyorsun senin de misafirin, orada duracağına kapıyı sen aç.” Ona doğru adım atıp elimi uzattığımda kararsızca elime baktı bir şey demeden elimi tuttu “Normal giydiğin takımdan daha farklı bir şey giyinmişsin. Şirkete gitmeyecek misin?” Yaren kafası karışmış bir şekilde sorduğunda fark etmesine şaşırdım, elini tutup parmaklarımızı doladığımda elinin sırtını dudaklarıma götürdüm “İşe gidiyorum tabiki de ama izin günümde gidiyor olmak beni gıcık etti. Bir nevi protesto gibi düşünebilirsin.” Mavi gömleğimin üzerine bir ceket almadan sadece kravat geçirmiştim, biraz olsun işe gidiyormuş gibi görünmek için gömlek giymiş olsam da Yaren’in farkı anlaması şaşırtmıştı. Açık mavi gömleğimin küçük cebine siyaha yakın minimal puantiyeli kravatımın ucunu sokmuştum “Böyle giyindiğime şükretsinler, bol eşofmanlarımla da gidebilirdim.” Umursamazca omuzlarımı silktiğimde Yaren bana baktı “Ayıp olurdu ama sanki?” soruyu emin olmayarak sorduğunda gülüp yanağını öptüm “Ayıp olsun ne olacak? Şirket benim değil mi istediğim gibi giderim.” Şımarık bir çocukçasına konuştuğumda hafif bir şaşkınla güldü. Dünden beri ilk kez ufak da olsa gülümsemesini görmek beni mutlu etti. Heyecanla beline sarılıp kendime çekerken sızlandım “Yalan mı söyledim, istersem çıplak gideyim kim ne diyebilir ki?” tatlı tatlı konuşurken gülümseyip ağzını eliyle örttü “Baban görürse seni çok kötü azarlar ama?” tatlı bir bakışla mırıldandığında dudağımı büzdüm “Öyle bir şey olursa beni korumaz mısın?”

Soruyu sorduğumda gülen yüzü dondu, bir süre sessiz kaldı. Aniden sakinleşmesi benim de moralimi düşürürken kapı çaldı, ikimiz de kapının ufak tıklamasıyla kapıya döndük. Ellerimi Yaren’in belinden çekerken kapıyı işaret ettim, bana bakan Yaren bir şey demeden daha fazla da misafirlerimizi bekletmemek adına kapıyı açtı. Kapının önünde duran Kaan ve annesi görüşümüze girdi. Nilgün hanım yumuşak bir gülümsemeyle Kaan’ın önündeydi kısa süreli sessizlikten sonra Yaren’in omzuna dokunup onlara gülümsedim “Hoş geldiniz, kapıda durmayın lütfen içeri girin.” Yaren’e baktığımda Kaan’ın annesine bakarken çok utanmış duruyordu. Kapıyı açtığımda arkama sinmiş gibi Nilgün hanım ve arasına beni aldığında kapı kapandı, misafirlerimiz içeri girmişti. Kaan ile beraber salona doğru yürüdüğümüzde Nilgün hanım konuştu “Güzel kızım.. nasılsın?” Yaren Nilgün hanım’ın konuşmasıyla irkilip bana biraz daha yaklaştı, ne yapacağını bilemeyen bir çocuk gibi gözleri iki yana gitse de kendisine dosdoğru bakan Nilgün hanım’ın bakışlarından kaçamadı. Titreyen eli gömleğimi tutarken kafasını hafifçe eğdi “Ben.. iyiyim efendim. Siz nasılsınız?” Nilgün hanım mahçup bir gülümseme verip bana baktı, dikkatlice Yaren’in kolunu okşadı “Ben de iyiyim, seni uzun zamandır görmüyordum. Kaan’dan beni getirmesini istedim. Umarım rahatsız olmamışsındır.” Yaren bir şey demeden sadece kafasını olumsuzca salladığında gülümsemeye devam etti. Gergin havayı dağıtmak için hafifçe öksürdüm “Kusuruma bakmayın, şirkette ufak bir işim var. 2 saat kadar süreceğini düşünüyorum.. sizin için sorun olmazsa lütfen akşam yemeğine kalın.” Kaan’a ve annesine sırayla baktığımda Kaan annesine baktı. Nilgün hanım nazikçe gülümsedi “Çok hoş bir teklif fakat ne yazık ki reddetmeliyim. Orhan bey bugün ülke dışından gelecek onu karşılamak adına havaalanına gitmem gerekiyor. Umarım en kısa zamanda hep beraber yemek yeriz.”

Kaan bir şey demeden kafasını salladı, annesini koltuğa yönlendirirken ben dış kapıya doğru bir adım attım. Adımım beni sıkıca tutan bir el yüzünden yarım kaldığında sol yanıma sığınan Yaren’e baktım. Gözleri endişe ve korku dolu duruyordu, elini tuttuğumda bana döndü gözleri “Yaren? Bir şey mi oldu?” Fısıltılı sesime karşılık irkilen Yaren tutuşumdan anında kurtulup ellerini göğsünde birleştirip bastırdı. Önce bana sonra arkamda kalan Kaanlara bakıp hızlıca kafasını iki yana salladı “Ben sadece.. şey ne zaman gelirsin?” Sesi zorla çıkıyormuş gibi hissettirdiğinde ne olduğunu anlamaya çalıştım. Kafam karışmış şekilde mırıldandım “2 saate işimi bitirip gelmeye çalışacağım en kötü ihtimal yarım saat kadar gecikirim sadece…. Bir şey olmadı değil mi? Eminsin buna?” ona bir kez daha sorduğumda bu sefer daha kararlı reddettiğini görünce rahatladım. Yanağını sevip kapıya yöneldiğimde peşimden kapıya kadar geldi. Ayakkabılarımı giyindikten sonra doğruldum, dudağının kenarına ufak bir öpücük bıraktım “Canın bir şey çekerse bana haber ver muhakkak ve merak etme işimi daha erken bitirmeye çalışacağım.” bana sadece üzgün gözlerle bakarken kafasını yavaşça salladı. Dışarı çıktığım gibi kulaklığımı takıp eve bağlı kameraya girdim. Ekranı şu an göremesem de dinlemek bile içimi rahatlatacaktı. Kaan ve Nilgün hanım Yaren’den oturmasını rica ederken Kaan da benzer şekilde Yaren’e bir şey olup olmadığını, istediği bir şey var mı diye sordu. “Seni ansızın ziyaretim rahatsız etti biliyorum ama affet lütfen Yaren. Seni uzun zamandır görmüyordum, endişe içten içe beni yedi ve.. dün gece yaşananlardan sonra daha kötü hissettim.” Nilgün hanım konuya direkt girdiğinde gerilmiştim. Ben ve Kaan hala dün gece bir şey yaşanmamış gibi davrandığımızdan Yaren’in üzüleceğinden emindim. Düşündüğüm gibi Kaan yumuşak bir sesle annesine seslenip araya girmeye çalışsa da boşaydı “Eğer bu durumları daha fazla geçiştirirseniz bu sadece Yaren’e yük olacak. Madem eşi dışarı çıktı, sen de çık dışarı Kaan. Burada durman benim için fazlalık.” annesinin sert çıkışına şaşırdım, arabaya bindim. Kamerayı görebileceğim şekilde telefon tutucuya yerleştirdiğimde Kaan’ın annesine kırgın gözlerle baktığını gördüm. Yaren kadının karşısında elleri dizlerinin arasında sanki yaramazlık yapmış azarlanan bir çocuk gibi dururken Kaan Yaren’e baktı “Bunu Yaren derse yaparım.. neden dışarı çıkmak zorundayım ki? Yaren benim kardeşim değil mi, aile içi problemlere benim de dahil olmam normal değil mi?” Kaan sitemle konuşurken annesi ona döndü “Bazen aile içerisinde bile kendimize saklamak istediğimiz sırlar olabilir. Lütfen sen de dışarı çık Kaan. Seni arayacağım.” Annesi sertçe konuştuğunda Kaan bir şey söylemesi için Yaren’e baksa da bir cevap alamamıştı. Sıkıntıyla arabada otururken geri dönmekle işime bakmak arasında kaldım “Çıkma dışarı kaan.. lütfen çıkma..” mırıldanırken mağlup duran Kaan iç çekip oturduğu sandalyeden kalktı. Yaren’e baktı, ondan bir bakış alabilmek için sessizce savaştı ama bir hiçti, Yaren bakışlarına karşılık veremedi o da bu durumu kabullenmiş gibi bekledi. Kaan annesine son kez bakıp kafasını salladı “ben.. arabada olacağım.” Ağır ağır yürüdü, kapıyı açıp dışarı çıktı.

Taktığım kemeri çözmek için elimi uzattığımda Nilgün hanım konuştu “Amcanlardan biriyle anlaşmış o kadın.” Sesiyle durdum, ekrana baktım. Yaren duyduğu şeyle beraber gözlerini sımsıkı kapatıp daha da ufaldı “En büyük amcanın kumar borcu varmış sanırım, kadın senin hakkında bilgi ararken akrabalarınla ilişkinin olmadığını bir şekilde öğrenmiş sonrasında ise amcana ulaşmış ve.. gerisi zaten dün bildiğin gibi.. ne kadar para verdiler ya da amcan ne kadarını anlattı bilmiyorum ama korkma.” Nilgün hanımın cesaret verici sesi tonuyla ürperdim, Yaren yavaşça yüzünü karşısındaki kadının yüzüne çevirdi “Ben ve Orhan seni sırf öylesine korumamız altına almadık Yaren. Annen ve baban bizim en değerli arkadaşlarımızdı.. sen bize onların emanetisin. Seni aşağı çekmeye çalışmalarına göz yummayacağız o yüzden..” derince nefes aldı, kısa bir süre Yaren’e baktı. Yaren kadının yüzüne anlık olarak baksa da hızla kafasını indirmişti “..sakın kendine zarar verecek bir şey yapma. Bir daha seni hastane odasında o halde görmeye dayanamam.. lütfen bana bu konuda söz ver. Eşin gördüğüm ve duyduğum kadarıyla sana fazlasıyla ilgili, ona bir şeyleri anlatmak zorunda değilsin asla ama ona yaslan. Bırak, sana bir sığınak olsun bu hayatta. Bana Orhan’a ya da Kaan’a, hiçbirimize güvenmedin ama onunla sen evlendin ona güvendiğinden eminim. Lütfen Yaren, bu hayatta kendini daha fazla yalnız bırakma..”
Kadının konuşması benim bile kalbime dokunmuştu, Yaren beni kendisi isteyerek ve severek seçmişti. Şu an için kafasında olumsuz duygular olsa da emindim ki bunlar da geçecek. Daha fazla dinlememe gerek hissetmedim, telefonumu kapatıp garajdan çıktım. Yol boyunca Nilgün hanım’ın Yaren’e yaptığı konuşma aklımda dönüp durdu, doğruydu illa her şeyi birbirimize anlatmamıza asla gerek yoktu nasıl ben onu kendi sığınağım görüyorsam Yaren’de böyle görsün istedim. Daha sonrası için neler yapabileceğimi düşünürken aile evinin girişine varmıştım. Arabayı kapının önüne çekerken benden anahtarı isteyen çalışana elimi kaldırdım “Çok uzun süre kalmayacağım burada dursun.”

Çalışanlar şaşkınca geri çekilirken babamın odasına çıkan merdivenleri ikişer ikişer çıkmıştım. Annem beni görüp seslense de duymazlıktan geldim birinci katın en sonundaki odaya varmıştım. Derin bir nefes alıp kapıyı iki kez çaldım, çok beklememe gerek kalmadan kapı bana açılmıştı. Mehmet amca kapıyı aralayıp bir adım geri çekilirken babam masanın başında bazı evraklara bakıyordu. İnce yakın gözlüğünün üzerinden bana baktığında kağıtları bir kenara koyup ayağa kalktı. Ben içeri girerken Mehmet amca aynı anda dışarı çıkmıştı. Babama doğru yürürken yüzünde çözemediğim bir ifade vardı, kütüphanenin önündeki sallanan koltuğa babam geçti karşısında da ben durdum. Gözlüğü boynuna bırakırken burnunun köküne parmaklarıyla bastırdı “Dünkü kargaşa hakkında biraz konuşalım hadi.. bu olayı senin tarafından da dinlemek istiyorum.” Yorgun sesiyle babam mırıldandığında hızla kabul edip karşısına oturdum. Kısaca Alev ile lise zamanlarında bir süre görüştüğümüzü ama düşündüğü şekilde bir yakınlaşmamızın olmadığını üniversiteye gittiğimizde ayrıldığımızdan bahsettim. Bir noktada Yaren’e vurduğu aklıma gelip ellerimi sıktım “Alev her zaman kurnaz biriydi, üniversitede ondan ayrılmak istediğimi söylediğinde de benzer bir şey yapacağını söylemişti ama o sıralar yaşı tutmamasına rağmen kumarhaneye gitmesi olsun kumarda para kaybetmesi olsun bu tür şeyleri bildiğimizden Can ile onu tehdit etmiştik. Bu haberleri o zamanlar babası bilmediğinden geri adım atıp Amerika’ya okumaya gitmişti. Bugüne kadar ki olan süreçte tabi benim bilmediğim davaları falan olmuş fakat 3 ay önce davet edildiğim bir etkinliğe geldi, şu an biriyle evliliği düşündüğünü söyleyip benimle evlilik hakkında konuşmak istediğini söyleyip bana birkaç bardak içki teklif etmişti.” Acınası bir şekilde dizlerimi sıkarken mırıldandım “Bu kadar takıntılı olabileceği.. aklımın ucuna gelmezdi. Sırf bu yüzden Yaren çok yaralandı.. baba, lütfen. Senden bu sefer benim içim değil Yaren için yardım istemeye geldim. Haberleri benim için değil Yaren için engelleyin lütfen, ben.. ben Yaren’e tokat attığını gördüğümde içimde Alev’i öldürme isteği uyandı ama yapamadım. Ailesini ve kendisini rezil rüsva etmek istiyorum, Yaren’e yaşattıklarının mislini onlara yaşatmak istiyorum.” Başımı eğdim, yüzünde el izi olan yaşlı gözlerle bana bakan Yaren gözlerimin önüne geldi. Dişlerimi sıktım bir kez daha yalvardım. Babam kısa bir sessizliğin ardından küfür etti “Piçler, benim çocuklarımı başıboş mu sandılar.. kafanı kaldır Eymen, eşin için benden yardım istemen yalvarman gereken ya da utanman gereken bir şey değil babacım. Yaren benim için sadece gelin değil öz be öz kızım, sen benden rica etmesen bile onu koruyup kollayacağımdan emin olabilirsin.” Kafamı kaldırıp babama baktığımda gözlerinde bana yönelik olmayan öfke gördüm. Birden ürperdim, göğsüm mutlulukla sıkıştı. Yaren’in durumundan bahsedemezdim ama birden ağzım açıldı “Baba.. sana bir şey daha söylemem lazım.” Babam bana baktığında ellerimi dizlerim üzerinde yumruk yapıp sıktım “Sana ve anneme anlatmak istediğim bir şey var, hemen anlatıp evde beni bekleyen eşime gitmek istiyorum. Annemi de çağırabilir miyiz?”

Babam yüzümü incelese de bir şey demedi, ufakça başını salladı. Hızla ayağa kalktım, kapının önünde bekleyen Mehmet amcadan annemi çağırmasını istedim. Kapıyı hafif aralık bırakıp babamın karşısına tekrar oturduğumda daha düzgün ve ciddi oturdum. Kaşları çatılan babam konuştu “En son bu şekilde karşımda oturduğunda ansızın biriyle evleneceğini söyleyip ertesi gün Yaren’i eve getirmiştin. Ben ve annen ne yapacağımızı şaşırmıştık.. neden böyle ciddisin? Korkutuyorsun, Yaren ile aranda yine bir şey mi oldu?” Babam endişeyle sorarken hafif bir gülümseme verdim. Yaren’in benden boşanmasını istiyor oluşu da benzer şok etkisi yapacağından emindim.. kısa süre sonra annem de odaya geldiğinde kapı yeniden kapandı, annem yanıma oturup elimi tuttu “Ne oluyor Eymen, bu şekilde babanla beni karşına almanın üzerinden baya zaman geçti..” annem de benzer bir imada bulunduğunda elimi tutan eli kavradım “Annecim bu anlatacağımı lütfen kimseler duymasın olur mu? Babamın kimseye bir şey anlatmayacağını biliyorum ama Asu ile aran çok iyi olduğundan şimdilik Asu’ya bile söylemeni istemiyorum.” Annemle babam birbirine endişeli gözlerle bakıp bana yüzünü çevirdiler. Derin bir nefes aldım “Dün aslında.. asıl olay Yaren’in başına geldi. Alev benden intikam almak için bazı sırlarını bana anlattı, bu sırları herkese söylemekle beni tehdit etti.. açıkçası, Yaren ile evlenmeden önce ucundan bildiğim bir olaydı ama bu şekilde öğrenmemi Yaren kaldıramadı.. şöyle ki, Yaren küçük yaşta anne babasını kaybetmiş.”

Annemle babam şaşkınca bana baktıklarında annem elini ağzına götürüp ince bir sesle şaşırdı, elimi sıkıca tutan annemin eline son dayanağımmış gibi sarıldım “Yaren’in akrabaları.. ona çok kötü şeyler yaşatmışlar, bunu ben onun izni olmadan söyleyemem ve açıkçası ben bile yeni öğrendim ama.. Yaren ailesini kaybettikten sonra o kadar zor şeyler yaşamış ki birkaç kez intihar etmeye kalkışmış. Onunla ilgilenen doktoru da dün katıldığımız etkinlikteydi, beni ısrarla uyardığı için sizden yardım almam lazım.” Çaresizce onlara baktığımda babamda annem de hâlâ şaşkın bir şekilde beni dinliyordu derin bir nefes alıp devam ettim “Ben bu hafta işten izin aldım, bir süre Yaren’in yanında durmak istiyorum ama sonsuza kadar evde duramam.. anne senden ricam var, bir şekilde, nasıl olursa olabilir ama bir şekilde Yaren’in yalnız kalmamasını sağla olur mu? Şu an duygusal olarak o kadar kötü bir durumda ki ısrarla boşanmak istediğini söyleyip duruyor.” Son kelimelerimle annemde babam da bu sefer yüksek sesle ‘Ne!’ sesiyle bana baktılar. Annem bir eliyle başını tutup yere bakarken babam oturduğu yerden doğruldu “Ne demek boşanmak istiyor? Neden bundan dolayı boşanmak istesin?” Annem de ardından lafı aldı “Bunca zamandır hani ailesi yurtdışındaydı? Senin bile haberin yok muydu..” babam ve annem merak ettiği soruları sıra sıra sorarken iç çekip onları durdurdum.

“Öncelikle, öz ailesi bir kazada vefat etmiş ama psikolog bir arkadaşı vardı hatırlarsanız eğer Kaan.” Babamla annem başını salladığında ben de kafamı hafifçe salladım “Kaan’ın ailesi de bildiğiniz gibi iyi varlıklı saygın bir aile ve Yaren’in yasal varisleri onlar. Şunu baştan söylemeliyim ki Yaren ile aramda kötü hiçbir şey olmadı, kaldı ki sırf ailesi vefat ettiği için Yaren’i asla terk etmem de. Bu boşanma olayına asla sıcak bakmıyorum, o bu durumun benim itibarıma zarar vereceğini düşünerek boşanmamızın daha iyi olduğunu ve ilk evlenirken bu durumu bizden gizlediği için bizi kandırdığını düşünüyor. Benden hiçbir şey talep etmeden hızla boşanmamızı istiyor..” sesim sonlara doğru düşerken annem bir kez daha elimi sıkıca tuttu, yüzümü anneme döndüğümde yaşlı gözlerini silip burnunu çekti “Yaren benim kızım.. ailesinin vefat ettiğini bize söylememiş olsa bile asla ona darılmam ki bu darılacağımız ya da kızacağımız bir olay asla değil.. boşanmanızı ben de baban da istemez Eymen. Nasıl yapacaksın? Nasıl ikna etmeyi düşünüyorsun Yaren’i?” Birden babam da yanıma oturdu, omzumu sıvazladı “Oğlum, evliliğin asıl anlamı budur. İyi günde kötü günde diye söz verirken boş bir söz vermiş olmuyoruz. Elbette eşine sonsuz desteğin olacak, biz de annenle senin arkandayız. Bizden ne istiyorsan söyle, elimizden ne geliyorsa, yardımcı olmak için yaparız.” Babamdan ve annemden bu denli açık destek almak dünden beri tuttuğum duygularımı serbest bırakmıştı. Onlara anlatamadığım olaylar aklıma geldikçe içim daraldı, annemin omzuna alnımı koydum beklemediğim şekilde ağlamaya başladım. Yavaşça akan yaşlar birden derin bir nefes almaya çalışırken hızlandı. Ağzımdan kaçan hıçkırıkla göğsümü sıkıştıran sırlar beni boğdu. Annem ve babam beni teselli ederken başımın ağrıdığını hissettim nasıl yaptılar, ona nasıl kıydılar.. ben saçının tek teline bile kıyamazken nasıl bunu ona yaptılar..

Annemle beraber biraz ağladıktan sonra kafamı kaldırabildim, hala duygularım dalgalıydı fakat düne göre çok daha iyi hissediyordum. Yüzümü silmem için annem peçete uzatırken babam da kendisine peçete alıp hafifçe göz kenarlarını sildi “Yaren buraya gelmek ister mi? Sen işe gittiğin sırada bizimle kalırsa belki kendisini daha güvende hisseder.” Annem de kafasını salladı “En azından birkaç gün burada kalırsa benim de içim rahat eder. Evde şu an tek mi? Yalnız kalması doğru.. mu?” Annem endişeyle sorduğunda kafamı iki yana salladım “Şu an yanında Kaan’ın annesi Nilgün hanım var. Dünden beri Yaren’i yüz yüze görmek istediğini söyleyip Kaan aracılığıyla benimle iletişime geçti. Hazır olay sıcak sıcakken sizinle konuşmak istediğimden eve davet ettim, ben gidene kadar orada olacaklar.” Babam kafasını sallarken ayağa kalktı “Orhan’ın oğluydu değil mi Kaan?” Babam sorduğunda olumlu şekilde kafamı salladım “Pekala.. bu şekilde ailelerimizin birleşmiş olduğunu bilmek şaşırtsa da sanırım o tarafında bilgisi yok.” Bir kez daha onayladım “Yaren benimle evlenirken benden onu evden dışarı çıkarmamamı ve kimsenin ona ulaşmamasını sağlamamı istemişti. Bir açıdan nedenini anlayamamıştım ama şimdi anlıyorum.. o sıralar, biz evlenmeden yaklaşık bir sene önce Kaan ve ailesiyle ansızın iletişimini kesmiş. Kaan bana bu şekilde anlattı.” aklım ilk anlaşma yaptığımız güne tekrar tekrar gitti ‘ne olursa olsun, akrabam olduğunu iddia eden kimseyle ne görüş ne de beni görüştür. Takıntılı kıskanç bir koca gibi davranıp dışarı çıkmamı engelle lütfen.. bir de hastane, hastanelerden nefret ediyorum. Benden herhangi bir sebepten hastaneye gitmemi asla isteme.’ İlk başta neden olduğunu anlayamamıştım ama şimdi anlayabiliyordum. O kansız itler eğer benim Yaren ile evlendiğimi öğrenseydi neler olabilirdi ancak Allah bilir bunu.. kafamı iki yana sallayıp başımı tutup ayaklandım bir saati geçmiş olduğunu fark ettiğimde telaşlandım “Benim dönmem lazım, Yaren’e 2 saate döneceğimin sözünü verdim..”

Kapıya yönelirken annemle babamda benimle ilerledi, arabaya varana kadar bir şey sormasalar da annem birden penceremi tuttu “Yaren’i ben de görebilir miyim?” Annemin üzgün gözlerini gördüğümde başımı eğdim, Nilgün hanımla Kaan’ı aniden eve getirdiğimden bir söz etmemiş olsa da annemlere aynı tepkiyi verir miydi emin olamıyordum. Bana ve aileme karşı hissettiği suçluluk ona nasıl bir tepki verdirirdi? “Anne ben Yaren’i getireyim daha iyi olur olmaz mı? Kaan gelecek dediğimde bile hiç rahat durmuyordu ve buraya gelirken de gitmemi istemiyor gibiydi.. merak etme, bir şekilde Yaren’i getireceğim.” Elini tuttuğumda gülümsedim. Annemle babam sessizce kafalarını salladılar, arabadan biraz uzaklaştılar. Arabayı çalıştırıp yola çıktığımda söz verdiğim saatin gelmesine 15 dakika kaldığını gördüm. Numarasını tuşlayıp aramaya bastım. İkinci çalışta telefonum açıldı “Alo Yaren? Yola çıktım geliyorum da istediğin bir şey var mı?” olabildiğince rahat bir tonda konuştuğumda beklemediğim biri konuştu “Ben Kaan, kısa keseceğim Yaren’in kan testi çıktı, Alper hoca alman gereken ilaçları sana attı gördün mü?” Telefona gelen fısıltıyla kaşlarımı çattım “Yaren nerede? Neden sen açtın telefonu?” Aynı anda bana gelen mesajlara ve aramalara baktım. Alperden ve Kaan’dan iki cevapsız arama ve mesaj vardı. Can da birkaç haber atıp dönmemi istemiş duruyordu. İlaçlara baktığımda dün aldıklarımızdan farklı olduğunu gördüm “Kaan bir şey diyeceğim, dün uyuması için verdiği ilacı Yaren kustu. Bunları da kusar mı?” Kaan bir şeyleri yerleştiriyormuş gibi tak tuk seslerinden sonra yine fısıldadı “Eğer bu ilacı kustuysa yazdığı x ilacını y ile değişelim. Bu daha hafif, bu dokunmaz diye düşünüyorum. Bir de.. eğer alabilirsen yiyecek bir şeyler alsana. Yaren sipariş ettiğimiz yemekleri yemedi- ah Yaren, bak Eymen aramış..” birden yumuşayan sesle beraberinde hışırtılı sesler duydum. Kısa bir süre sonra nazik ses kulaklarımda yankılandı “Eymen, yola çıktın mı?” Yaren’in sesiyle rahatladım, kasılı omuzlarım gevşedi “Mmh, kusura bakma trafikte sıkıştığım için sana söz verdiğim saatten biraz geç kalacağım.. istediğin bir şey var mı gelirken alayım.”

Sorumdan sonra ufak bir tıkırtı daha duydum, Nilgün hanımın ve Kaan’ın arka planda kalan sesi gitmişti “Sadece sen gel, hemen gel olur mu? Lütfen..” mırıltısı huzursuz olduğunu hissettirince hemen cevap verdim “Geliyorum, çok az yolun kaldı, en fazla.. 20 dakika. Eğer çok trafik yoksa daha da erken geleceğim.” Yaren sözlerimle sessizleşti sonra hafif bir tonda onayladı “Bir de ben kartından bir şeyler sipariş ettim, haberin olsun..” bana rapor verir gibi konuşmasına gülümsedim “Bir şeyler al diye bıraktım ya sana, neden bana söylüyorsun? İstersen ben gelene kadar başka istediğin şeyleri de sipariş et, eğer misafirlerimizden çekiniyorsan benim sipariş ettirdiğimi söyleriz olur biter.” Tatlı bir şekilde konuştuğumda mırıldandı “…mn, tamam. Almak istediğim atıştırmalıklar vardı ama Nilgün teyze abur cubur yememe karşı olduğundan alamadım.. hemen sipariş edeceğim..” kıkırdayıp istediğinden fazlasını alabileceğini söylerken kapattım.

İlaçları ve yiyeceğini düşündüğüm birkaç şey aldıktan sonra garaja varmıştım. Dikiz aynasından yüzüme baktığımda hafif kızarık gözlerime marketten aldığım küçük buz paketlerini bastırdım, biraz daha iyi durduğunu düşündüğümde arabadan poşetlerle indim. İçeri girip güvenlikle karşılaştım birbirimize selam verirken duraksadım “Ben burada olmadığım zamanlarda lütfen size benim onaylamadığım kimseyi içeri sokmayın olur mu?” Ricadan çok emir verir gibi çıkan sesime kafalarını salladıklarında teşekkür edip asansörlere yürüdüm, sabırsızca asansörlerin gelmesini bekledim. Ucu ucuna söylediğim saatte yetişmiş olmak içimi rahatlatmıştı, asansörün sayılarındaki değişiklikleri izlerken daldım. Bundan sonra nasıl bir yol izlemem gerekiyordu hiçbir fikrim yoktu ve bu bilinmezlik beni korkutuyordu. Asansörün uyarı sesi 15. kata geldiğimizi bildirdiğinde duruşumu ve yüzümü düzelttim. Asansörden inip sağ tarafa döndüm, karşılıklı duran iki kapıdan soldakine yöneldim. Derin bir iç çekip zile bastım, çok beklememe gerek kalmadan zil sesi bitmeden kapının önünde bir hareketlilik hissettim. Kapı hızla açıldığında Yaren’in yüzü görüşüme girdi. Bana bakan Yaren beni gördüğüne rahatlamış gibi bir nefes bırakıp birden bana adım attı, kollarımdan birini otomatik olarak kaldırdığımda göğsüme sarıldı.

Evlendiğimizden beri ilk kez böyle bir karşılama aldığım için şaşırmış halde durdum ama karşılıksız bırakmadım. Sırtını severken yavaşça içeri yönlendirdim “İçeri geçelim güzelim üstün ince hasta olacaksın.. merhaba, kusura bakmayın biraz geciktim.” Yaren’in arkasında kalan Nilgün hanımı görünce gülümseyip konuştum. Kadın önce Yaren’e sonra bana bakıp gülümsedi “Hiç sorun değil, zaten biz de kalkacaktık. Asıl biz size çok rahatsızlık verdik.” Nilgün hanım özür tınısıyla konuşurken Yaren’in belimdeki elleri sıkıştı. Onu tek başına bırakmış olmam mı onu üzmüştü bilemedim ama gönlünü alabilmek umuduyla saçlarını öptüm “Seni kucağıma alayım bekle..” kulağına fısıldadığımda poşetleri tek elime aldım, sol kolumu Yaren’in dizlerinin altına yerleştirip tek hamlede kaldırdım. Hareketimle şaşıran Yaren düşmemek için omuzlarıma sarıldı hızla. Görüşüm omuzlarıyla kapanınca kıkırdadım “Seni düşürmemden mi korktun?” Ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdiğimde biraz yan tarafıma çektim, görüş alanımı yeniden kazandım. Bir şey demeden benden ayrılmayı reddeden Yaren eğilip sıkıca omuzlarıma tutundu, elimdeki poşetleri kapının eşiğine bırakırken Nilgün hanımın gülümsemesi ve Kaan’ın garip yüzüyle karşılaştım. Anlık bir içgüdüyle yaptığım hareketten Yaren utanabileceğini düşünüp onu kucağımdan indirmeye yeltendiğimde Nilgün hanım kolumu nazikçe tuttu, kafasını iki yana salladı. Kaan’a baktığımda da benzer şekilde kafasını salladığında bir şey demedim “Yarencim, biz gidiyoruz. Umarım tekrardan iletişime geçeriz. Şimdi çıkmazsak Orhan’a yetişemeyeceğiz. Her şey için teşekkür ederiz Eymencim. Kendinize iyi bakın.” Nilgün hanım kapıya doğru ilerledi, ayakkabılarını giyerken gülümseyip el salladı. Kaan’da montunu üzerine çekerken iç çekti, önce bana sonra Yaren’im sırtına baktı. Eli Yaren’in sırtına uzansa da durdu, elleri kapandı gözleri de hayal kırıklığıyla kapanıp açıldı “Yaren, daha sonra görüşürüz.” Kısa bir veda cümlesinden sonra annesinin omuzlarına kolunu sarıp kapıyı kapattılar. Birden sessizleşen evin ortasında Yaren ile ayakta duruyordum. Sırtını sıvazlayıp orta alandaki koltuklara ilerledim, iki basamak inip koltuğun önüne vardığımda Yaren’i koltuğa nazikçe bıraktım. Dizlerimi kırdım, önünde diz çöktüm yüzünü ellerimin arasına aldım “Nasılsın bebeğim? Üzgünüm biraz geç kaldım, son toplantı biraz uzadı.” Nabzını yoklarken bana bakan Yaren önce gözlerime baktı, yüzümü inceledi. Bir şey diyecek gibi oldu ağzı açıldı kapandı ama söylemedi. Kafasını hafifçe sallayıp ellerini dizleri üzerine koyup bekledi.

Sessizliğine artık alışmıştım, bir şey söylemeden hafif ona doğru uzanıp yanağını öptüm “Yemek yedin mi? Ben ağzıma bir lokma bile atmadım, kurt gibi açım.” Ayağa kalkarken kafasını iki yana salladı “Nilgün teyze ve Kaan bir şeyler sipariş ettiler ama pek yiyesim gelmedi. Azıcık ben de yiyebilirim.” Sırtıma yapışmış gözleriyle beni takip ettiğini bilsem de bir şey demeden gülümsedim. Aradan aldığım poşetleri mutfak tezgahının önüne bıraktım, koltukta oturan Yaren’e baktım “O zaman pizza yer misin? Birden canım çok pizza çekti, hamburger de istiyordum o yüzden onu aldım ama pizzayı sipariş etmemiz lazım..” hızla ayaklanan Yaren yanıma geldi, poşetlere baktı. Her poşeti ilgiyle açtığında hamburger poşetine bakıp bana baktı “Üç tane almışsın zaten, neden bir daha pizza istiyorsun ki? Üçünü de yiyecek misin?” Şaşkın bir şekilde bana sorduğunda gülüp kollarım arasında tezgahta hapsettim Yaren’i. Yanağımı omzuna sürttüm “O kadar da canavar değilim, belki hamburger yemezsin diye düşünüp teklif ettim. Eğer bu yeterse tamam, başka bir şey sipariş etmemize gerek yok. Bir de bak.. sana en sevdiğim pastaneden ekler aldım.” Pembe naylon poşetten çıkardığım ufak kutuyu açtığımda Yaren eklerlere bakıp şaşırdı “Ekler sevdiğimi nereden biliyorsun ki? Sana daha önce söylemiş miydim?” Şaşkınca eklerlere bakarken kapağını kapattım alnına parmaklarımla vurdum “Karımın neyi sevip sevmeyeceğini bilmiyorsam kendime nasıl iyi bir eş diyebilirim ki? Hadi bakalım.. önce yemek yiyelim.” Gülümseyip ekleri buzdolabına yerleştirdim. Hamburger poşetlerini masaya bırakan Yaren hızla dolaba dönüp ketçap ve mayonezi aldı, bir kez daha dönüp diğer sosları da kucaklayıp masaya bıraktı. Onun masaya bir şeyleri küçük küçük taşımasını izlerken gülümsedim, poşetler arasında gizlediğim ilaçları dolapları açsa bile göremeyeceği bir yere bırakıp abur cuburları da dizdim.
Sonunda masaya oturduğumuzda hamburgerlerimizi yemeğe başlamıştık.

İki büyük menü benim önümdeyken Yaren tek normal menüyle doyacağını söylemişti. Soslar ayrı ayrı küçük kaselerde, patateslerin hepsi büyük bir kasenin içerisinde tepeleme doluydu. Bardaklarımıza kolaları döküp bir yudum aldım “Bu hafta ne yapalım Yaren? Hazır bir haftamız var, yakın bir yere tatile gitsek mi?” Büyük ısırık aldığım hamburgeri elimde tutarken sordum. Yaren elindeki patatesi sırasıyla ketçapa sonra mayoneze dokundurdu kafasını sorumla beraber hızla iki yana salladı. Zor olacağını bilsem de ikna etmek istiyordum “Hadı ama.. düşünmedin bile. Bak, hazır havalar da soğudu sıcak yerlere gidelim. Sessiz sakin yerleri seversin hem..” nabzını yoklar gibi sorduğumda yine tepki almadım. Sanki beni duymuyormuş gibi yemeğine devam etti. Dudaklarımı büzüp telefonumu çıkardım, geçen sene annemlerin Sakarya’da gittiği termal otelin fotoğraflarını aradım. Küçük apartlar halinde duran bölgeyi bulduğumda Yaren’in önüne telefonu bıraktım “Bak geçen sene annemler Sakarya’da termal bir otele gitmişlerdi. Geçen ay gittiğimiz bungalov evler gibi ve yine orman içerisinde. Hem biraz ısınırız hem de oraları gezeriz olmaz mı?” Yaren telefona bakmak istemiyor gibi dursa da baktı, manzara resimlerini ve apartların çekildiği geniş manzara resimlerine ilgiyle baktığını görünce gülümsedim “Yer ayırtalım, hatta şimdi yola çıkalım. Hm olmaz mı?” Yaren ağzındaki lokmayı zorla yutarken sinirli bir yüzle bana baktı “Gitmek istemiyorum, hem bu saatte nereye çıkıyoruz? Gece araba mı süreceksin? Bavul bile hazır değil ki..” bir şeyler daha söylemeye çalışsa da eğilip soslu dudaklarını öpüp yaladım, dudağına bulaşan sosu dilimle sildiğimde kızarmış yüzle bana bakakaldı “Tartışma istemiyorum, tatilimi evde de geçirmek istemiyorum. Ben gidiyorsam sen de geleceksin bitti. Hadi bakalım, hemen bavulu hazırlayalım.” Ayaklanırken, elinin altından tabakları aldıkça telaş yaptı az önce reddederken ki kararlılığı kırılıp bana oflayarak yardım etmeye başladı. Gülümseyip Can’a otel adını verip yer ayırtmasını istediğim mesajını attıktan sonra Yaren’e bavulu hazırlaması için yardıma koştum.

Prev
Next

YOU MAY ALSO LIKE

I’ll Give You the Most Rotten One
Ekim 28, 2024
How_to_Turn_a_Kind_Savior_Into_an_Emperor-1
How to Turn a Kind Savior Into an Emperor
Ocak 25, 2025
The Cruelty of Salvation
The Cruelty Of Salvation
Ocak 8, 2026
violet-cover-333×500
Violet Zerotta’s Hasty Marriage
Temmuz 21, 2025

MANGA DISCUSSION

  • Dram (8)
  • Novel (4)
  • Romantik (4)
  • Romantizm (4)
  • Shoujo (8)
  • Smut (1)
  • Tarihi (4)
  • Webtoon (6)

    Sitemizde yapılan paylaşımlar orijinal serilerin reklamı niteliğinde olup yapılan tüm paylaşımlar gönüllü kişiler tarafından yapılmaktadır. Bu yüzden hiçbir ticari amaç yoktur. Sitemizde bulunan serilerin şirketinizin ve/veya şahsınızın yayın haklarını ihlal ettiğini düşünüyorsanız lütfen lithescan@gmail.com adresine mail atarak bildiriniz.

    Sign in

    Lost your password?

    ← Back to Lithescan

    Sign Up

    Register For This Site.

    Log in | Lost your password?

    ← Back to Lithescan

    Lost your password?

    Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.

    ← Back to Lithescan

    Caution to under-aged viewers

    Confesser

    contains themes or scenes that may not be suitable for very young readers thus is blocked for their protection.

    Are you over 18?